Malatya Katliamı Üzerine

Son olarak bu menfur olay sonrası Hrant Dink cinayetinde de sergilenen kolektif suçluluk kompleksine değinmek istiyorum. İfrat ve tefritten başka tepki tarzı bilmeyen medya ve siyaset erki sayesinde bu adeta bir facia gibi lanse edilmiştir. Dink cinayeti sonrasında “hepimiz Ermeniyiz” diye yürüyerek güya empati gösterenler bu defa da “hepimiz Hıristiyan ız” deme zevzekliği ile tepki verirken bir çok kerameti kendinden menkul “aydınlar” da bu “hoşgörüsüz milletiz vesselam” türü toptancılıkla bu milli mazoşizme çanak tutmaktadırlar. Oysa bu olaydan sadece bir gün önce ABD’de Virginia Teknik Üniversitesinde bir öğrencinin 32 kişiyi öldürmesi karsısında kimse ne katili yetiştiren kendi kültürünü ne de çocuğun etnik kültürünü sorgulama yolunu seçmiş, sucun bireyselliğini kabullenip failinin kişiliği dışında bir sorgulama yapmamıştır. Her fırsatta “biz adam olmayız; onlarda yok bizde var” demeyi şiar edinmiş yerli oryantalistlerin bu mukayeseden çıkarımlar yapmaları ümidi ile…

Malatya’da misyonerlik yayınları yapan Zirve Yayınevi’nin basılması ve 3 kişinin hunharca katledilmesi olayını bütün kalbimle kınıyorum. Bu menfur saldırı bir acz ifadesidir. “Benim sana karşı fikir ile savaşacak gücüm yok; sen beni her zaman yenersin; ben de böyle intikam alırım” demektedir katil ve azmettiriciler.

Öteden beri Türkiye’de misyoner faaliyetleri birçokları için farklı saiklerle bir rahatsızlık kaynağı olmuştur. Bunlar arasında dini hassasiyetleri önde olanların temel argümanı bu ülkede Müslümanların dini eğitim, tebliğ hakları üzerindeki kısıtlamalardan kaynaklanmaktadır. “Onlara tanınan özgürlükler bize tanınmıyor” derler. Dini azınlıklar için bir takım hakları garanti altına alan Lozan Antlaşmasına karşın Müslümanların dinlerini öğretme, yaşama, yayma hakları onları rejim tehdidi olarak gören muhafızların konjunkturel tehdit algılamalarına orantılı olarak kısıtlana gelmiştir Cumhuriyet döneminde.

İşin ironik tarafı misyoner faaliyetlere en kuvvetli tepki Tandoğan’da buluşan laikçi-ulusalcı-çağdaş-milliyetçi ittifaktan gelmektedir. Bu ise herhangi bir Islami hassasiyetten çok bu ittifakın ortak paydalarından olan zenofobi (yabancı korkusu) dur. “din elden gidiyor”, “Güney ve Güneydoğu’yu yabacılar aldı” serzenişinin sahibi Erdoğan veya Erbakan veya Gülen değil, laikçi merhum Ecevit ve Rahşan Hanım olması, Heybeliada ruhban okulu, yabancı vakıflara daha fazla serbesti tanıyan kanun tekliflerine karşı direnişin de “muhafazakar” kesimden değil sosyal-demokrat titresini kullanan kesimden gelmesi herhalde mevzuyu özetleyicidir. İttifakın milliyetçi kanadını temsil eden Bahçeli’ye hemen bütün çevreler gençleri şiddetten uzak tutabildiği için kredi veriyor ama bu o’nun veya MHP’nin gayretinden çok 70’lerdekine benzer provokatörlerin ekmek çıkaracağı bir siyasi konjunkturun yokluğundandır. 70’lerde anarşinin zirve yaptığı yıllarda merhum Türkeş’in “komanistler” söylemlerini iyi hatırlarım. Bugünkü MHP liderlerinin, milliyetçi kanaat önderlerinin söylemlerinden daha sert değildi. Ben kendisinden veya önderliğini yaptığı siyasi hareketin sözcülerinden içinde “düşman”, “hain”, “iç ve diş mihraklar” veya “ülkeyi satanlar” “ülke üzerinde oynanan oyunlar” edebiyatının geçmediği söylem duymadım.

Bu ulusalcı/milliyetçi/Cumhuriyetçi mantığa göre yabancılara dış düşman denir; arabı da Yahudisi de Hıristiyanı da sekuleri de. Onların Türkiye’deki misyoner faaliyetlerine karşıtlıkları AB’ye karşıtlıkları veya Anti-Amerikanizmi ayni şeydir. Yabancı öcüdür. Atatürk’ün “muasırlaşma = Batılılaşma” meşalesini taşıyıcısı olduklarını iddia edenlerin böylesine içe kapanıklık, acziyet, paranoya içerisinde olmalarından büyük ironi düşünemiyorum. Ayni kesim için iç düşmanlar ise dindarlar, statuko ile problemli Kürtler, AB yanlıları, Ermeniler, demokratlar, liberaller, her türlü özgürlük savunucularından oluşur.

İşte bu paranoyadır Hrant Dink, rahip Santoro ve Malatya cinayetleri faillerinin yetiştiren verimli toprağın gıda kaynağı. 88’de merhum Özal’a , bir yıl kadar önce Erdoğan’a suikast yapanların “davaları” da aynı “benim gibi düşünmeyen herkes haindir” sizofrenik, bağnaz ruh halidir. Dün birbirleri için “faşist” veya “komünist” tasvifleri kullanan, taraftarları birbirinin kanlarını döktüğü Bahçeli, Baykal veya diğer siyasi liderler bu gün bir araya gelebilirler fakat ağızlarından çıkan kelimeleri emir addeden okey masası stratejistleri için kurşun tabancadan çıkmıştır. Bu paranoyak ruh hali aynı zamanda içinde aşağılık kompleksi barındırır. Hemen hemen tüm muhalefet partilerinin söylemlerine şöyle bir kulak verildiğinde bu toprağın gıdasını nerden aldığını görmek hiç te zor olmaz. “Türkün Türk’ten başka dostu yoktur” , “davadan doneni vurun”, “bir Türk dünyaya bedeldir” ve “vatan için kurşun atanda yiyen de bizdendir” sloganlarını dinleyerek bilenen cahil, fakir çocuklardan rasyonel tavırlar beklemek fazla iyimser olur. Davranışları, söylemleri ile ülkenin tamamını kucaklaması, birleştirici rolü üstlenmesi gereken reis-i cumhurun kaprisli çocuklar gibi her demecinde yabancının tamamına, toplumun muhtelif kesimlerine husumet sergilemesi, ve ideal Türk’ü de ideal “adamı” da dikte etmesi bu tahammülsüzlük iklimini oluşturan etkenler hakkında bilgilendiricidir sanırım.

Tekrar misyoner faaliyetlerine dönecek olursak, ben de bu faaliyetlerin, başka ülkeler için ajanlık, siyasi projeler için çalışma gibi işlevler dışında tamamı ile serbest olmasını isteyenlerdenim. Üzerlerindeki kontrol veya denetleme, Fransa, İngiltere veya ABD’deki Müslümanlar üzerindekinden fazla olmamalıdır. Kendilerinin dinleri kendi rejimleri tarafından tehlike ilan edilmiş Müslümanlar zaman zaman tepkisel olarak “bana yaptırmıyorsun ona niye yaptırıyorsun” veya “ben de azınlık olmak istiyorum” söylemlerine baş vurmaktadırlar. Benim argümanım : Ben inancımın üstünlüğüne güveniyorum,. Pozitif ayrımcılık değil gerçek laiklik istiyorum. Bu, yani “level playing field” (düz oyun alanı) sağlandığında benim el alemin misyonerinden korkmam için sebep yok. Bu paranoya Cumhuriyet donemi ürünüdür. Malatya’da İzmir’de, Diyarbakır’da çoğunlukla az tahsilli, fakir veya kültürel yozlaştırma programı sayesinde kimlik krizi yasayan gençleri bu misyonerlerin kucağına atan da “din elden gitti”, “misyonerler cirit atıyor” diyen Cumhuriyet eliti ve şimdilerde onlarla beraber hareket eden ideolojik milliyetçilerdir. Batılı, cadı avı, engizisyon yaparken, ülkesindeki dini azınlıkların hürce dinlerini, farklı etnisitelerin kültürlerini yasayabildikleri Osmanlı’nın çocuklarına yakışan ahlaki, vakur, özgüvenli duruş budur. Başkasına daha az hürriyet değil gerçek demokrasi, gerçek laikliktir benim talebim.

Son olarak bu menfur olay sonrası Hrant Dink cinayetinde de sergilenen kolektif suçluluk kompleksine değinmek istiyorum. İfrat ve tefritten başka tepki tarzı bilmeyen medya ve siyaset erki sayesinde bu adeta bir facia gibi lanse edilmiştir. Dink cinayeti sonrasında “hepimiz Ermeniyiz” diye yürüyerek güya empati gösterenler bu defa da “hepimiz Hıristiyan ız” deme zevzekliği ile tepki verirken bir çok kerameti kendinden menkul “aydınlar” da bu “hoşgörüsüz milletiz vesselam” türü toptancılıkla bu milli mazoşizme çanak tutmaktadırlar. Oysa bu olaydan sadece bir gün önce ABD’de Virginia Teknik Üniversitesinde bir öğrencinin 32 kişiyi öldürmesi karsısında kimse ne katili yetiştiren kendi kültürünü ne de çocuğun etnik kültürünü sorgulama yolunu seçmiş, sucun bireyselliğini kabullenip failinin kişiliği dışında bir sorgulama yapmamıştır. Her fırsatta “biz adam olmayız; onlarda yok bizde var” demeyi şiar edinmiş yerli oryantalistlerin bu mukayeseden çıkarımlar yapmaları ümidi ile…

http://bekirlyildirim.wordpress.com/2007/04/20/malatya-katliami-uzerine/

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s