Katile Kahraman Muamelesi!

Skandal fotoğrafın görüntüleri ortaya çıktı
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in katil zanlısı Ogün Samast’ın suikasttan hemen sonra yayınlanan fotoğrafının görüntüleri ortaya çıktı.

Müfettişler Atatürk’ün sözlerinin bulunduğu fotoğrafın kaynağını araştırırken skandal video görüntüsü TGRT (FOX TV) televizyonunda dün akşam yayınlandı. Fotoğraf çekimleri hem jandarma hem de emniyet tarafından yapılırken görüntülerde katil zanlısı Samast’a kahraman edasıyla davranılması dikkat çekiyor. Karakolda bulunan jandarmaların birer birer anı fotoğrafı çektirdiği zanlıya bir de Türk bayrağı açtırılıyor. Koluna kelepçe takılmayan Samast’ın yanında durarak anı fotoğrafı çektiren bir jandarma, çekim yapan görevliye görüntünün tam olarak Atatürk’ün sözlerinin altına gelecek şekilde ayarlamasını istiyor. Ogün Samast’ın Atatürk’e ait, ‘Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez.’ sözü önündeki fotoğrafın, jandarma karakolu mu yoksa Samsun Emniyet Müdürlüğü’nde mi çekildiği konusu ise netlik kazanmadı.

Skandalı tüm açıklığıyla ortaya çıkartan görüntülerde çekimi yapan kişi, katil zanlısı Ogün Samast’ın nasıl durması gerektiğini, Atatürk’ün, “Vatan toprağı kutsaldır. Kaderine terk edilemez” sözü bulunan afişe göre ayarlıyor. Çekimi yapan, “O yazıyı şöyle kafasının üzerine denk getirebilir miyiz arkadaşlar?” diye soruyor. “Zaten denk geliyor.” cevabı alıyor. Jandarmalar ardından, Ogün Samast’a Türk bayrağı açtırıyor. Kameraya çeken bu kez, Samast’la birlikte fotoğraf çektiren jandarmaya, “Keşke sen de şapkanı çıkarsaydın.” diyor. Jandarma şapkasını çıkartıyor. Bu kez “Daha iyi oldu. Saçlarını düzelt.” ifadesini kullanıyor. Bu görüntüleri de yeterli bulmuyor, “Bir de bu yönden çekeyim.” diye konuşuyor.

Bu arada Ogün Samast’ın fotoğrafının çekilip basın organlarına ulaştırılmasıyla ilgili müfettiş soruşturması sürerken görüntülerin ortaya çıkmasından sonra Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı.

Reklamlar

7 responses to “Katile Kahraman Muamelesi!

  1. bugün ‘kanal a’ haberlerinde izlediğim kadarıyla da bi gazete şu iddiayı atmış ortaya: katilin geçici olarak tutulduğu bayrampaşa cezaevi ‘nde(sanırım, emin değilim ama) yatan bi suçlu, samast ‘ın orada krallar gibi karşılanıp, ‘ağırlandığını’ açıklamış.. daha önce bayraklı fotoğrafı da yalanlayan bilmem ne başsavcısı bunu da yalanlamış; fotoğrafla ilgili iddiaların gerçek olduğu çıktı ortaya umarım son iddialar gerçek değildir; çünkü ‘yok artık’ dedirtecek kadar abartmışlar olayı bu defa.. demek ki harbiden de bu katili kahraman sananlar var bu memlekette..

  2. Hrant Dink’in katil zanlısı Ogün Samast’ın polislerle birlikte çekilen görüntülerinin yayınlanması yabancı basında da yankı buldu. Independent gazetesi, görüntüleri, “Türkiye’nin tekin olmayan yüzü” şeklinde değerlendirdi.

    Peter Popham imzalı haberde, Hrant Dink’in cenazesinde kalabalık grupların “Hepimiz Ermeniyiz” sloganları atmasından iki hafta sonra “Türkiye’nin yeni ve tekin olmayan yüzünü gösterdiği” yorumu yaptı. Türkiye’deki gazete ve televizyonlarının Dink’in katıl zanlısını Türk bayrağının önünde ve polislerin yanında gururla poz verirken gösteren görüntüleri yayınladığı belirtilen haberde, görüntünün fonunda Atatürk’ün “Vatan toprağı kutsaldır ve kaderine teslim edilemez” sözleri bulunduğu vurgulandı.

    “ŞOKA VE ŞAŞKINLIĞA NEDEN OLDU”

    Söz konusu görüntülerin şoka ve şaşkınlığa neden olduğu kaydedilen haberde, yorumcuların da görüntüleri bu yıl hem Parlamento hem de Cumhurbaşkanlığı seçimi yaşayacak Türkiye’de aşırı milliyetçiliğin yükselişinin bir başka işareti olarak gördüğü ifade edildi.

    Gazeteci Dink’in Türkleri soykırımla yüzleşmeleri gerektiğini söylediği belirtilen haberde ancak aynı Dink’in Fransa’da Ermeni soykırımı iddialarının inkarını suç sayan tasarının yasalaşması halinde Fransa’ya giderek bu yasayı ilk olarak kendisinin deleceğini söylediği de hatırlatıldı.

    Haberde Dink’in, Ermeniler için “kanlarını Türk nefretinden temizlemesi gerektiğini” yazdığını ancak bu sözlerin milliyetçi internet sitelerinde “Türk kanı kirli” olarak kullanıldığı ifade edildi.

    Independent gazetesi, görüntülerin ardından polisin araştırmasının sürdüğünü de vurguladı.

    ANKA

  3. [Yorum – Bülent Orakoğlu] Provokasyon!
    19 Ocak günü Agos gazetesinin İstanbul bürosunun önünde öldürülen Hrant Dink’in katili tetikçi Ogün Samast 20 Ocak günü gecesi Samsun Otogarı’nda, Trabzon’a gitmek üzere bindiği otobüsün içinde 32 saat gibi kısa bir süre içinde yakalanmıştı.

    Polis, Mobese ve olay yerinin yakınındaki bir banka kamerasından tetikçinin çeşitli yönden görüntülerini tespit ederek gelişmiş ülkelerde sıkça uygulanan bir yöntemle bu görüntüleri ulusal basın ve medyaya vermiş, tetikçinin kimliği konusunda halktan yardım istemişti. Polis-medya-halk işbirliği ile önce sanığın kimliği tespit edilmiş bilahare yapılan başarılı bir operasyon ile sanık ele geçirilmiştir.

    Tetikçi Ogün Samast, azmettirici Yasin Hayal ve onların da arkasındaki Erhan Tuncel de yapılan operasyonlarla kısa süre içinde yakalandı. Gerek Trabzon valisinin gerekse İstanbul emniyet müdürünün olayın basit bir çete görüntüsü içinde olduğu ‘milliyetçilik’ duyguları ile bu cinayetin işlendiği açıklamaları kamuoyunda tepki ile karşılandı. Trabzon valisi ve emniyet müdürü olaydan kısa bir süre sonra merkeze alındı. Bu tarihten sonra çeşitli yayın organlarında İstanbul valisi ve emniyet müdürünün, istihbarat daire başkanının niçin görevden alınmadığı tartışılmaya başlandı. Erhan Tuncel’in Trabzon polisinin istihbarat elemanı olduğu Hrant Dink’in Yasin Hayal ve ekibi tarafından öldürüleceği bilgisini Trabzon Emniyeti’ne verdiği Trabzon Emniyeti’nin de bu bilgiyi yazılı olarak İstanbul ve İstihbarat Daire Başkanlığı’na bildirdiği iddiaları şok haber olarak yazılı ve görsel basında yer aldı. Birkaç gün sonra da tetikçi Ogün Samast’ın Samsun ilinde yakalandığı gün bazı polis ve Jandarma görevlileri tarafından Atatürk’ün bir veciz sözü ve Türk bayrağı önünde resminin çekilmesi ve bazı resmî elbiseli Polis ve Jandarma görevlilerinin tetikçi Ogün Samast ile birlikte hatıra fotoğrafları çektirdiklerine ilişkin kamera görüntülerinin basına yansıması ülkede ikinci bir şok yaşanmasına neden oldu. Başlangıçta tetikçinin Türk bayrağı önündeki görüntülerinin jandarmada mı poliste mi çekildiği konusunda zamanında açıklama yapılamamıştır. Bu görüntülerin bazı provokatörlerce medyaya servis edilmesi üzerine; Jandarma’dan bu konu ile yapılan ve polisi hedef alan sert açıklama, ülkede iç güvenlik konusunda birbiri ile eşgüdüm içinde çalışması gereken devletin iki güzide kurumunu karşı karşıya getirdi.

    Samst’ın kimliği bizi yanlış yere götürür…

    Şemdinli, Danıştay ve Atabeyler operasyonları sonrası gerilmiş bulunan siyasi ortam Hrant Dink cinayeti ardından Başbakan’ın, ‘Derin devlet bazı kurumlardaki çeteleşmedir. Ya ortadan kaldırılmalı ya da minimize edilmelidir.’ açıklaması ile biraz daha gerildi. ‘Derin devlet’in ne olduğu, kimler tarafından yönetildiği, milli olup olmadığı, ülkemizde işlenen siyasal, faili belli veya meçhul cinayetlerin arkasında olup olmadığı konusu kamuoyunu hep meşgul etti. Aslında ülkemizde tek bir devlet vardır. Ancak devlet içinde devlet gibi davranan kontrolsüz güçlerin olduğu da bir gerçektir. Devletin bazı kurumlarında kurumlarından bağımsız ve habersiz hareket eden yasaların dışına çıkmış çeteleşmiş, birden çok yapının bulunduğu bilinmektedir. Kontrolsüz bu grupların bazılarına yabancı gizli servislerin sızmış oldukları da artık bir gerçek. Kontrolsüz grupların kullandıkları, vatan-bayrak, milliyetçilik gibi olgular ulvi duygulara hitap ettiği için bu çetelerle organik bir bağı bulunmayan devletteki bazı görevlilerin de bu kişilere yardım ettikleri görülmektedir.

    Derin devlet, yapısı gelişmiş tüm dünya devletlerinde vardır. Bizde de olmalıdır. Ancak uluslararası güçlerle onların coğrafyasında mücadele edebilen, kendi halkını tehdit olarak görmeyen aksine koruyan bir derin devlet yapısına ihtiyaç vardır. Uzun yıllardan bu yana ülkemizde ‘kontrollü kaos’ ortamı yaratan dış güçler ve bunların Türkiye’deki maşaları sayısız faili belli veya meçhul siyasi cinayetlere imza atmışlardır. Bu cinayetler nedense hep ülke için dış politikada önemli kararların alınacağı belirli dönemlere rastlamaktadır. Hrant Dink cinayeti de böyle kritik bir ortamda gerçekleştirilmiştir. İçte istikrarsızlık yaratmak, huzur ve güven ortamını zedelemek, toplum içinde etnik dinsel ayrımı kaşımak suretiyle toplumsal olaylara neden olmak gibi amaçlara hizmet ederken dışta ise Türkiye’nin imajına önemli bir darbe vurmuş, Türkiye’nin dış politikada Ortadoğu, Kafkaslar, Balkanlar gibi kendi coğrafyasında ve dünyada inisiyatif alma kararlığını gösterdiği bir anda işlenmiş olması manidardır. Bu cinayetle Türkiye, içine kapanık, kendi sorunlarıyla uğraşır bir ülke haline getirilmeye çalışılmaktadır. Bu cinayeti işleyen kimselerin ideolojik kimliklerine bakarak cinayeti değerlendirmemiz yanlış olacaktır. Çünkü bu cinayet neredeyse ülkeye ihanet ile eşdeğerdir. Bu cinayet kime yaramıştır, sorusunu sorduğumuzda Türkiye aleyhine faaliyette bulunan Ermeni diasporasından tutun PKK’ya kadar geniş bir yelpaze sözkonusudur.

    Polisi yıpratmak isteyen güçler var

    Bu tür cinayetler sonrasında siyasetin mevcut iktidarları eleştirmesi neredeyse bir gelenek haline gelmiştir. Halbuki siyasi cinayetlerde iç amaç huzur bozmak toplumda infial yaratmak kadar, demokrasiyi de doğrudan hedef almaktadır. Bu nedenle faili meçhul veya belli siyasi cinayetlerde arka planlara ulaşılamaması toplumda derin yaralar açmakta, devlete olan güveni sarsmaktadır. Siyasi cinayetlerin kısır iç siyaset politikalarına alet edilmeden siyaset üstü düşünerek birlik beraberlik içinde radikal kararların alınarak çözüleceği ortadadır. Türk toplumu ülkeyi idare eden karar verici mekanizmalardan bu sorumluluk anlayışını beklemektedir.

    Şer güçler, bazen bu cinayetlerle kendilerini ve uzantılarını deşifre etme ihtimali bulunan kişileri profesyonelce ortadan kaldırmışlardır. Bazense geride izler bırakarak tetikçinin ideolojisi ile hedef alınan kişinin siyasi kimliğine bakılarak din, milliyetçilik vs hedef alınmasını sağlamakta, böylece toplumu katmanlara ayırarak böl-parçala-yut stratejilerini ciddi anlamda başarı ile uygulamaktadırlar. Böylece devleti koruma dürtüsüyle hareket eden kontrolsüz güçler en büyük zararı korumak istedikleri devlete vermekte devlet-millet ayrışmasına katkı sağlayarak halkın devlete olan itimadını sarsmaktadırlar.

    Ülkemizde dış güçlerin ve onların kontrolündeki maşaların ülkemizde darbeye zemin hazırlayacak anarşi ve terör ortamları yaratmaları nedeniyle demokrasi dört kez kesintiye uğramıştır. Son yıllarda yine 28 Şubat türevi bir proje bütün ağırlığıyla uygulanmaya çalışılmaktadır. Bu sefer gelecek dalganın diğerlerine benzemeyeceği kulaktan kulağa fısıldanmaktadır. Bu projenin önünde en büyük engel polis olarak görülmektedir. Bu nedenle polis teşkilatı içindeki iç dinamikler kışkırtılmaya çalışılmakta, polis ve asker sürtüşmesinin altyapıları toplum mühendisleri tarafından dizayn edilmektedir. Polis aslında 2006 yılı içinde başarılı birçok operasyona imza atmış, bu operasyonlarda devlet içinde kontrolsüz güçlerin uzantıları tespit etmiş, bunların bir kısmı deşifre ederek adalete teslim etmiştir. Aynı uzantıda deşifre edilmemiş, bazı çeteler ile ilgili çalışmalar da devam etmektedir.

    Ancak Hrant Dink’in Yasin Hayal ve çetesi tarafından öldürüleceği bilgisinin muhbir tarafından yetkililere bildirilmesine rağmen bu cinayetin önlenememesi, cinayet işlendikten sonra şahsın yakalanması ile başlayan ve çok ciddi anlamda provokasyon görüntüsü veren gelişmeler polisi zan altında bırakmıştır. Bu nedenle polis Hrant Dink cinayetinin tüm arka planını çözmek zorundadır. Öncelikle de devletin resmi üniforması ile bir katili Türk bayrağı önünde Atatürk’ün veciz sözlerinin yer aldığı karede gösteren bu psikolojik harekatın provokatörlerinin kimler olduğunu ortaya çıkarmalıdır. Aksi halde polisi ve özellikle de Emniyet İstihbarat Dairesi’ni hedef almış ve bu süreçte polisi etkisizleştirmeye çalışan bu güçlerin bundan sonra yapması muhtemel provokatif eylemleri önlemede ülkeyi zor günler bekliyor demektir. Tabii demokrasiyi de.

    BÜLENT ORAKOĞLU – EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İSTİHBARAT DAİRESİ ESKİ BAŞKANI
    04/02/2007

  4. evet evet bi de olayın gerçekleşmeden önce bilgisinin emniyete ulaştığı iddiası ve hatta belgesi varmış.. neler oluyor yahu? hani bundan 7-8 sene evvel eski kirli çamaşırlar ortaya çıktığında nasıl da şaşırırdık, vay be milleti ayakta uyutmuşlar diye.. şimdi olanlara bakıyorum da bunlar yeni olaylar ve gözümüzün önünde yaşanıyor.. ve ciddi anlamda tepki vermiyoruz gene.. yani eski tas eski hamam.. kötümser olmak istemiyorum ama yine de dışarıdan bakıldığında hakkımızda yapılabilecek tek yorum, yaşananların bize müstehak olduğudur..

  5. kardeş bilmediğin konulardada kesin hüküm verme islamı iyi bilmeyen içtihaç makamında olamayanları ince koularda hüküm vermesi doğru olmaz

    imam azam ebu hanife nauman bin sabit hazretleri ra. bile bir milyon hadisi ezbere bilmesine rağmen hüküm vermeden önce bir araştırayım dermiş

    samasta katil derken neye dayanarak hangi hadise dayanarak hangi müçtehidin içtiadına dayanarak katil hükmünü verdin valla merak ettim kuranda ALLAH ne diyor fitne çıkarmak adam öldürmekten daha büyük günahtır diyor

    hrant dink türk toplumunda fitne çıkaran veya çıkardığı söylenen yazılarını sen asos gazetesinde okudunmu

    ayıyeten fitne çıkaranın katlinin vacip olduğu hükmü islami sünni ve şii kaynaklarda mevcut bundan haberin varmı

    ve diğer bir olayda kıyas yaparak gidelim

    HZ. RESUL-Ü EKREM SAV. in zamanında bir yahudi şair vardı medine devrinde HZ. PEYGABERNİN hanımlarına annelerimize şiir yoluyula hicvedici şiirler yazar ve medinede söylerdi kurayza yahudlierinde di galiba bu kişi öyle bir aşamaya getirmiştiki sapkınlıgını EFENDİMİZ SAV. ONUN ÖLÜDÜRÜLMESİNİ MÜSLÜMAN ARKADAŞLARINDAN istedi ve dediki kim bana bu gece falan yerde oturan falan kalede kalan şu münafığın kanlı gömleğini getrir tabi bu hadisi duyan ensarın geçlerinden iki genç gidip o münafıgın gizlice kalesine evine girip yatakta karısının yanında onu öldürdüler tabi karı balkonda idi galiba gelip baktı ve feryad etti tabi o gençler sonra oradan kaçıp gittiler

    bu olay siyer ve megazi kitaplarında geçmektedir diyanet imamlarına ve çevrendeki hocalara sorabilir ve detaylarını öğrenebilirsin

    SENİN anlıyacagın fitne çıkarıp efendimizin sav. in pak hanımlarına annelerimize laf diyen o münafık köpeğin öldürülmesini bizat RESULÜ EKREM SAV. istedi …

    buradan kıyas yaparak denilebilirki toplumda bazı kesimleri kuruluşları ırkları eleştiren yeren onlara hakaret boyutunda laf diyen kişilerin öldürülmesi islam peygamberi tarafından bizzat uygulanarak ümmetine örnek teşkil etmiştir kısaca caizdir

    tabi türk milletiine ingiliz milletine yunanada aynısını bir türk yapsa onun katlide vaciptir isterse müslüman kimlikli olsun islamda hükümler uygulanırken karşılklıdır esasına göre hareket edilir ve buna göre hüküm verilir dinde şeriat kanunları icea edilirken inanç ayrımı yapılmaz şeriat herkeze eşittir

    neyse

    şunuda bil olayın samast boyutuna gelelim o zaten ırkcılık yaptığı için veya ırkcılık ayrımı yapanlar tarafından maşa olarak kullanıldı ve atıldı

    ırkçılık islamda haramdır islamda din kardeşliği vardır islam da ümmetcilik vardır mhp ciler ülkücü kesim yanılgı içindedirler gaflettedirler ve islamdan nasibini alamamışlar dır tabi bazıları istisna onlarda nadirdir benim iki arkadaşım var ülkücü onlar da ülkücü ama ırkcılıkta aşırı değiller

    kısaca ırkcılık yapan bizden değildir müslüman müslümanın kardeşidir müslüman ingiliz münafık türk ten daha önemlidir ve değerlidir benim için

    ve olması gereken budur böyle konularada dkkat et alıntı yaparken duygularımızla değil bilge insanlara alimlere sorarak bazı konularda ön araştırma yapmadan içerik oluşturmayalım

    ayrıyeten hırak dinkin konuşma vidyosunu koymussun kardeş adamda kötü bir zihniyet yoktu olmadıda

    ama islam peygamberine inanmayanın canı cehenneme ebedi olarak ateş onun için barınaktır ALLAH kuranda kullarına bunu defalarca tekra tekrar diyor ebediyyen yanacaktır hrant dink denen şahış

    çünkü ALLAHIN son dinine son elçisine iman getirmeden ahıret yurduna gitti ne diyebilirimki hidayeti veren ALLAH onun öyle olmasını taktir etmiş ezelde ….

    imanın kıymetini bilmeliyiz yoksa bizim de vay geldi son nefeste halimize ahırette keşke diyenlerden olmak çok kötü ALLAH bizi keşkelri hiç olmayanlar zümresine ilhak eylesin

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s